Türk Vergi Sistemi Ve AB Vergi Sistemine Uyumu

Written by Genel

Türk vergi sistemi ve AB vergi sistemine uyumundan bahsetmeden ilk önce Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecini en başında görmemiz gerekiyor. Bu sayede konuya daha hakim bir yaklaşım olacaktır. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin başlangıç tarihine baktığımız da 1959’lu yıllara kadar gidiyor. 1963 yılında yapılan Ankara Anlaşması sonrasında süreç başlatılmış ve 1970 yılında da katma protokol imzalanmıştı. Türkiye 1996 yılında gümrük birliği üyesi olmuş ve 1999 yılından itibaren de Avrupa Birliğine aday ülke statüsünü kazanmıştır.

Türkiye ile AB arasında 2004 yılında yapılan görüşmeler neticesinde müzakerelerin 2005 yılının Ekim ayında başlamasına karar verilmiş ve bu tarihten sonra da Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki yol haritası da ilerlemeye başlamıştı. Müzakerelerin doğru bir çizgide ilerleyebilmesi için Müzakere Çerçeve Belgesi üç bölümden oluşur bir şekilde hazırlanmış ve ana hedefin de Avrupa Birliğine katılım olduğu için ucunun açık olmasına karar verilmişti. Yani Avrupa Birliği bu süreç içerisinde Türkiye’ye hiçbir zaman garanti vermedi.  Yol haritasına göre Türkiye’nin üzerine düşen bir takım yükümlülükler var ve bunları yerine getirmesi gerekiyor. Eğer ki Türkiye bu yükümlülükleri üstlenebilecek konumu ortaya koyabilirse o zaman Avrupa Birliğine girmesi söz konusu olabilecek.

Şimdi burada Türkiye’nin vergi sistemi ile ilgili olarak Avrupa Birliği açısından önemli olan tarafı yukarıda da bahsettiğimiz Ankara Anlaşmasında vergi hükümleri de geçiyor ve Avrupa Birliği bu hükümlerde kendi mevzuatına yakınlaştırılmasını istiyor.

Dolayısıyla Katma Protokol ile ülkemiz gümrük işlemlerinde ithal ürünlerine karşı ayrım yapmayacak bir şekilde düzenlemeyi kabul etmiş sayılıyor. Yani Türkiye AB ülkelerinde ithal edeceği ürünlerde kendi vergi uygulamasının haricinde bir artış ve düzenleme yapamayacağını taahhüt etmiş sayılıyor.

Son olarak bahsetmiş olduğumuz Katılım Ortaklığı Belgesiyle de türkiye kurumlar vergisinin işleyişinde herhangi bir ayrım gözetmeksizin ulusal mevzuatın AB müktesebatı ile uyumlu bir şekilde başlamasına ve kısa vadede hedef olarak belirlenmiş olan uzun vadeli hedefin AB müktesebatına uyumunun tamamlamasını kabul etmiş oluyor.

Buradaki her türlü düzenlemelerin de amacı Avrupa Birliği üyelerinin ticari ilişkilerinde Türkiye tarafından farklı bir şekilde değerlendirilmemesidir. Bu konuda Türkiye o tarihten bu yana pek çok düzenleme yapmış ve yol haritasında olduğu gibi AB uyum çerçevesinde üzerine düşeni gerçekleştirmeye çalışıyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı bilindiği üzere Maliye Bakanlığına bağlı hizmet veren bir kurum ve bu anlamda da kurum daima kendisini geliştirmeyi hedefliyor. Buna göre faaliyetlerinde bilgisayarlı ortama geçişleri sayesinde de vergi dairelerinin işleyişi daha da düzenli ve canlandırılmış oldu.

Avrupa Birliğine üyelik konusunda önemli bir yeri olan müzakerelerde yol haritası oluşturulurken 35 başlık belirtilmişti.

Türkiye’ de vergi mevzuatının Avrupa Birliği Mevzuatına uyumlu bir hale getirilmesi neticesinde vergilendirmeyle ilgili olan müzakere başlığının kapanması tam üyelik konusunda vergi uyumlaştırmasını da zorunlu hale getirmiştir. Türkiye’ de vergiler kanunla konulur dolayısıyla hükmün değiştirilmesi gereğinin de göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çünkü AB’de alınan kararlar Türkiye içinde doğrudan uygulanacak bu nedenle de Türkiye’ deki vergi sisteminin de yeniden düzenlenmesi gerekiyor.

Last modified: 12 Ocak 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir